Bize Ulaşın
Hisseli tapuda paydaş paydaşlıktan nasıl çıkarılır ? adlı içeriğimizle sizlerleyiz. Hisseli tapuda paydaşlıktan çıkarma, bir taşınmazın hissedarlarından birinin, diğer hissedarların rızası olmadan veya mahkeme kararıyla hissedarlık hakkının sona erdirilmesi anlamına gelir. Hisseli tapuda paydaş paydaşlıktan nasıl çıkarılır ? gelin inceleyelim.

Hisseli Tapuda Paydaş Paydaşlıktan Nasıl Çıkarılır ?
Hisseli tapuda paydaş paydaşlıktan nasıl çıkarılır ? gelin inceleyelim. Hisseli tapuda paydaşlıktan çıkarma, bir taşınmazın hissedarlarından birinin belirli koşullar altında diğer hissedarların talebi veya mahkeme kararı ile hissedarlık hakkının sona erdirilmesidir. Hisseli tapuda paydaşlıktan çıkarma işlemi, taşınmazın mülkiyet türüne göre farklı şekillerde gerçekleştirilir.
Paylı Mülkiyet (Hisseli Tapu) Durumunda Paydaşlıktan Çıkarma: Paylı mülkiyet, taşınmazın belirli oranlarda hisselere ayrıldığı ve her hissedarın kendi payı üzerinde doğrudan hak sahibi olduğu mülkiyet türüdür. Bu tür mülkiyette, paydaşlıktan çıkarma işlemi hisseli tapuda paydaşı paydaşlıktan çıkarma davası ile mümkündür. Hisseli tapuda paydaşlıktan çıkarma, diğer hissedarlar, bir hissedarı paydaşlıktan çıkarmak için mahkemeye başvurur ve mahkemenin kararı doğrultusunda işlem gerçekleştirilir. Hisseli tapuda paydaşlıktan çıkarma davasının başarılı olabilmesi için, çıkarılacak paydaşın taşınmazın kullanımı veya yönetimiyle ilgili ciddi sorunlar yaratmış olması veya diğer hissedarların haklarını ihlal etmiş olması gibi geçerli sebepler sunulmalıdır.
El Birliği Mülkiyet Durumunda Paydaşlıktan Çıkarma: El birliği mülkiyet, taşınmazın bölünmemiş bir bütün olarak hissedarlar tarafından sahip olunduğu mülkiyet türüdür. Bu tür mülkiyette, paydaşlıktan çıkarma işlemi daha karmaşıktır ve doğrudan bir paydaşın çıkarılması yerine taşınmazın satışı veya ortaklığın giderilmesi davası açılması gereklidir. Mahkeme, taşınmazın satılarak gelirinin hissedarlar arasında paylaştırılmasına veya el birliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesine karar verebilir.
Hisseli Tapu Nedir ?
Hisseli tapuda paydaşlıktan çıkarma konusunu daha net anlayabilmeniz için öncelikle hisseli tapu hakkında bilgi sahibi olmalısınız. Hisseli tapu, bir taşınmazın birden fazla kişi tarafından sahip olunduğunu ve bu kişilerin taşınmaz üzerinde belirli oranlarda hisselere sahip olduğunu gösteren bir tapu türüdür. Bu mülkiyet türünde, her bir hissedar, taşınmazın tamamı üzerinde kendi hissesi oranında hak sahibidir. Hissedarlar, taşınmazın yönetimi, kullanımı ve gelirinden kendi payları oranında faydalanabilirler.
Hisseli tapuda, taşınmaz üzerindeki hisseler, belirli bir yüzdelik dilim veya pay olarak ifade edilir. Bu, her hissedarın taşınmaz üzerindeki haklarını ve sorumluluklarını belirler. Hisseli tapu, miras yoluyla geçen taşınmazlarda, ortak yatırımlarda veya birden fazla kişi tarafından satın alınan mülklerde yaygındır.
El Birliği Mülkiyetinde Paydaşlıktan Çıkartmak Mümkün Müdür ?
Elbirliği mülkiyetinde paydaşlıktan çıkarmak doğrudan mümkün değildir. Elbirliği mülkiyeti, ortak mülkiyetin bölünmemiş bir bütün olarak kabul edildiği ve hissedarların tamamının mülkiyet üzerinde birlikte hak sahibi olduğu bir mülkiyet türüdür. Bu tür mülkiyette her bir hissedar, taşınmazın tamamı üzerinde ortak hakka sahiptir, ancak payları belirli bir şekilde ayrılmamıştır.
Elbirliği Mülkiyetinde Paydaşlıktan Çıkartma Yolları:
- Ortaklığın Giderilmesi Davası (İzale-i Şuyu Davası):
- Elbirliği mülkiyetinde bir paydaş, diğer paydaşların rızasını almadan taşınmaz üzerindeki payını devredemez veya satamaz. Ancak, paydaşlar arasında anlaşmazlıklar olduğunda veya ortaklığın devamı mümkün olmadığında, paydaşlardan biri veya birkaçı mahkemeye başvurarak ortaklığın giderilmesi davası açabilir.
- Mahkeme, taşınmazın aynen taksim edilmesi mümkünse paylaştırılmasına, değilse satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verebilir. Satıştan elde edilen gelir, paydaşlar arasında hisseleri oranında bölüştürülür.
- Elbirliği Mülkiyetinin Paylı Mülkiyete Çevrilmesi:
- Elbirliği mülkiyeti, paylı mülkiyete dönüştürülerek hissedarların paylarının belirgin hale getirilmesi sağlanabilir. Bu, tüm hissedarların rızasıyla veya mahkeme kararıyla gerçekleştirilebilir.
- Paylı mülkiyete dönüştürüldükten sonra, hissedarlar kendi paylarını diledikleri gibi devredebilir veya satabilir. Bu aşamada, hisseli tapuda paydaşlıktan çıkarma işlemi, paylı mülkiyet kuralları çerçevesinde mümkün hale gelir.
Elbirliği mülkiyetinde paydaşlıktan çıkartmak, doğrudan yapılabilir bir işlem değildir, ancak yukarıdaki yöntemler kullanılarak hissedarlar arasındaki ortaklık sonlandırılabilir ve mülkiyet daha yönetilebilir bir hale getirilebilir.
Paylı Mülkiyette Paydaşlıktan Çıkartmak Mümkün Müdür ?
Hukukumuz, paylı mülkiyete sahip hissedarlar arasındaki anlaşmazlıklar durumunda, bir paydaşın ortaklıktan çıkarılmasını mümkün kılmaktadır. Ancak, bu sürecin gerçekleştirilmesi belirli şartlara bağlıdır. Bu husus, Türk Medeni Kanunu‘nun 691. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenmiştir.
‘’Kendi tutum ve davranışlarıyla veya malın kullanılmasını bıraktığı ya da fiillerinden sorumlu olduğu kişilerin tutum ve davranışlarıyla diğer paydaşların tamamına veya bir kısmına karşı olan yükümlülüklerini ağır biçimde çiğneyen paydaş, bu yüzden onlar için paylı mülkiyet ilişkisinin devamını çekilmez hâle getirmişse, mahkeme kararıyla paydaşlıktan çıkarılabilir.’’
Paydaşlıktan Çıkarma Davası Nedir ?
Paydaşlıktan çıkarma davası, hisseli mülkiyette ortaklığın sonlandırılması amacıyla açılan bir hukuki süreçtir. Paydaşlıktan çıkarma davası, ortaklığın devam etmesini zorlaştıran veya mümkün kılmayan durumlar söz konusudur. Örneğin, paydaşların anlaşmazlıkları, bir paydaşın diğerlerine haksızlık yapması veya taşınmazın etkin yönetimi için gerekli önlemlerin alınamaması gibi durumlarda paydaşlıktan çıkarma davası açılabilir.
Mahkemeye sunulan davanın talebi haklı bulunursa, mahkeme çeşitli kararlar verebilir. Bunlar arasında, paydaşın payının ayrılması ve ayrılan payın ilgili paydaşa tahsis edilmesi, diğer paydaşların payı devralması veya payın üçüncü bir kişiye satılması gibi çözümler bulunabilir. Bu davalarda, paydaşların haklarının ve adaletin korunması esas alınır ve kararlar genellikle paydaşların çoğunluğunun kararına dayanır.
Paydaşlıktan çıkarma davası, hisseli mülkiyette yaşanan anlaşmazlıkların ve ortaklığın sonlandırılması gereken durumların hukuki çözümünü sağlamak amacıyla Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiştir.
Hisseli tapuda paydaşlıktan çıkarma davası Türk Medeni Kanunu’nun 696. maddesine göre,
Hâkim, paydaşlıktan çıkarma davasında çıkarma isteminin haklı bulunması halinde, eğer çıkarılacak paydaşın payını karşılayacak kısmı maldan ayırmaya olanak varsa, bu ayırmayı yaparak ayrılan parçanın paylı mülkiyetten çıkarılana tahsis edilmesine karar verebilir.
Kimler Hisseli Tapuda Paydaşlıktan Çıkarma Davası Açabilir ?
Türk Medeni Kanunu’nun 696. maddesine göre, “Davanın açılması, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, pay ve paydaş çoğunluğuyla karar verilmesine bağlıdır.”
Maddeden anlaşılacağı üzere, hisseli tapuda paydaşlıktan çıkarma davasının açılabilmesi için pay ve paydaş çoğunluğunun sağlanması gerektiğini belirtmektedir. Örneğin, üç paydaştan oluşan bir mülkiyette, en az iki paydaşın payları oranında birlikte hareket ederek bu davayı açmaları gerekmektedir. Ancak, paydaşlar arasında yapılan bir sözleşme ile bu durum farklı bir şekilde kararlaştırılabilir.
Pay ve paydaş çoğunluğu, davanın açılması için zorunlu bir şarttır. Bu şart sağlanmadan açılan bir paydaşlıktan çıkarma davası, herhangi bir itiraz olmasa bile mahkeme tarafından resen dikkate alınarak reddedilmek zorundadır. Bu nedenle, davanın başarılı bir şekilde açılabilmesi için paydaşların bu çoğunluğu sağlamaları ve gerekli yasal koşulları yerine getirmeleri önemlidir.
Paydaşlıktan Çıkarma Yargıtay Kararları
Hisseli tapuda paydaşlıktan çıkarma davası, hisseli mülkiyette ortaklığın sonlandırılması amacıyla açılan bir hukuki süreçtir. Hisseli tapuda paydaşlıktan çıkarma davası, dava açılan paydaşın kendi tutum ve davranışlarıyla veya malın kullanılmasını bıraktığı veya fiillerinden sorumlu olduğu kişilerin tutum ve davranışlarıyla diğer paydaşların haklarını ağır şekilde ihlal ettiği iddia edilir. Mahkeme, bu ihlallerin haklı bulunması durumunda, dava açan paydaşın hisseli mülkiyetten çıkarılmasına karar verebilir.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E: 2013/17665 K: 2014/8780 T: 13.05.2014
Kat Mülkiyeti Yasası’nın 25. maddesi, diğer kat maliklerinin haklarını onlar için çekilmez hale getiren bağımsız bölüm maliklerinin, belirli koşulların gerçekleşmesi durumunda bağımsız bölümlerinin diğer kat malikleri tarafından devralınabileceğini düzenlemektedir. Bu koşullardan biri, diğer kat maliklerinin sayı ve arsa payı çoğunluğuyla bu kararı almasıdır.
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu anataşınmazın 3-A Blok kat maliklerinin 27.11.2011 tarihli toplantıda davacının bağımsız bölümünün Kat Mülkiyeti Yasası’nın 25. maddesinin uygulanmasına yönelik aldıkları kararın iptalini istemiş, mahkemece Kat Mülkiyeti Yasası’nın 25. maddesine göre davacının diğer kat maliklerinin haklarını onlar için çekilmez hale getirecek şekilde ihlal ettiğine ilişkin dayanaktan yoksun gerekçelerle alınan kararın adalet ve hakkaniyetten uzak olması nedeniyle kararın iptaline hükmedilmiştir.
Kat Mülkiyeti Yasası’nın 25. maddesinde, diğer kat maliklerinin haklarının onlar için çekilmez hale gelecek derecede ihlal eden bağımsız bölüm maliklerinin, bu maddede sayılı koşulların gerçekleşmesi halinde bağımsız bölümlerinin diğer kat malikleri tarafından devralınması hususu düzenlenmiştir. Kat mülkiyetinin devri zorunluluğu getiren bu maddede sayılı koşullardan biri de diğer kat maliklerinin sayı ve arsa payı çoğunluğuyla karar vermesidir.
Bu nedenle kat malikleri kurulunca alınan böyle bir karar 25. maddeye göre açılacak davanın ön koşulu olup, diğer kat maliklerince 25.maddeye göre açılan bağımsız bölümün devrine ilişkin davada Kat Mülkiyeti Yasası hükümlerine uygun şekilde alınmış bir karar olup olmadığı inceleme konusu yapılacak ve bağımsız bölümünün devri istenen kat maliki tarafından da her zaman bu davanın görülmesi sırasında ileri sürülebilecektir.
Mahkemece, yasa gereği davacının iptali istenen bu toplantıya katılma hakkının bulunmadığı eldeki davanın davacı aleyhine 25.madde çerçevesinde açılmış bağımsız bölümünün devrine ilişkin bir dava olmadığı hususları gözardı edilerek, bu maddedeki çekilmezlik hususu inceleme konusu yapılarak kararın iptaline hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.05.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2011/14107 K: 2012/2502 T: 21.02.2012
Uyuşmazlık, paydaşlıktan çıkarma isteğine ilişkindir. Mahkemece 94.336 TL pay bedeli karşılığında davanın kabulüne, davalının paydaşlıktan çıkarılmasına karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 696. maddesi hükmü gereğince paydaşlıktan çıkarma kararı verilebilmesi için bir paydaşın kendi tutum ve davranışlarıyla veya malın kullanılmasını bıraktığı ya da fiillerinden sorumlu olduğu kişilerin tutum ve davranışları ile diğer paydaşların tamamına ya da bir kısmına karşı yükümlülüklerini ağır biçimde çiğnemesi, bu nedenle onlar için paylı mülkiyet ilişkisinin çekilmez hale gelmesi gerekir.
Maddede belirtilen yükümlülüklerin ağır surette çiğnenmesi deyiminden kusurun özel bir yoğunlukta ve önemde bulunması amaçlanmıştır. Bu unsurun gerçekleşebilmesi için paydaşın kasten ve bilerek paylı mülkiyet ilişkisini çekilmez hale getirmesi gerekir. Fiilin işleniş tarzı, paydaşların sosyal ve ekonomik koşulları ile objektif dürüstlük kuralları değerlendirilerek her olayın özelliğine göre hakkaniyete uygun adil bir çözüm getirilmelidir.
Maddenin üçüncü fıkrasına göre hakimin çıkarma istemini haklı görmesi halinde ve paydaşın payının maldan ayrılmasına olanak bulunmaması durumunda payın dava tarihindeki değeriyle kendisine devrini isteyen paydaş veya paydaşların bu istemlerini paydaşlıktan çıkarma istemi ile birlikte ileri sürmeleri gerekir. Hakim hüküm vermeden önce kendiliğinden belirleyeceği uygun bir süre içinde pay değerinin ödenmesine veya tevdiine karar verir. Davanın kabulü halinde payın istemde bulunan adına tesciline hükmolunur.
Olayımıza gelince; Eminönü, Sururi Mahallesi 337 ada 20 parsel No’lu 323.50 m2 alanlı altında mağazaları olan han nitelikli taşınmazda 69 / 4608 pay maliki davalı taşınmazın 250 kapı No’lu mağazasında kiracı olarak faaliyet gösterdiği gibi, aynı taşınmazda 6 No’lu iş yerinin kiracı tarafından boşaltılmasından sonra burasını da kullanmaya başlamıştır. Davacı taraf taşınmazda payına düşenden fazla yer tasarruf eden davalının paylı mülkiyeti çekilmez hale getirdiğini iddia ederek paydaşlıktan çıkarılmasını istemiştir. Nitekim süreç içinde taşınmazın diğer paydaşları bu nedenle davalı hakkında çok sayıda haksız işgal tazminatı davaları açmışlar ve kullanılan taşınmazdaki hak ve paylarını mahkeme kararları ile almışlardır. Her ne kadar taşınmazdaki payı az olsa da taşınmazın paydaşı sıfatıyla davalının Medeni Kanun’un 693. maddesi gereğince diğer paydaşların hakları ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanma ve kullanma hakkı bulunmaktadır. Payından fazla yer kullanması ve diğer paydaşların haklarını ihlal etmesi halinde, koşulları varsa bu kullanımın karşılığını diğer paydaşlara ödemekle yükümlüdür. Diğer paydaşlar da bu haklarını süreç içinde açtıkları haksız işgal tazminatı davaları ile almışlardır. Davalının taşınmazda payından fazla tasarrufta bulunması, paylı mülkiyete ilişkin yükümlülüklerini ağır biçimde çiğnediği şeklinde nitelendirilemez. Dosya kapsamından da taraflar arasındaki uyuşmazlığın kullanım bedeli konusundaki çekişmeden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bunun çözümü de daha önce yapıldığı gibi haksız işgal tazminatı davaları ile konunun yargıya taşınmasıdır. Davada paydaşlıktan çıkarma koşulları oluşmadığı halde yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Kabul şekline göre de Medeni Kanun’un 696 / 4 maddesi gereğince davalıya ödenmesi gereken tazminat miktarı hükümden önce uygun bir süre içinde depo ettirilmeden karar verilmesi de usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına takdir olunan 900.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 21.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Paydaşlıktan Çıkarma Davasını Kim Açabilir ?
Paydaşlıktan çıkarma davasını kimler açabilir ?
Davanın açılması, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, pay ve paydaş çoğunluğuyla karar verilmesine bağlıdır.
(TMK 696/2)
Hisseli taşınmazda paydaşlıktan çıkarma davasının açılabilmesi için, pay ve paydaş çoğunluğunun karar alması gerekmektedir. Paydaşlar arasında karar alma konusunda farklı bir usul belirlenmiş olabilir. Kanundaki “aksi kararlaştırılmış olmadıkça” ifadesi, karar almaya yeterli çoğunluğun paydaşlar arasında farklı bir şekilde belirlenebileceğini göstermektedir. Bu durumda, anlaşmaya göre kabul edilen karar alma usulü uygulanacaktır. Bu konuda farklı bir anlaşma yoksa, dava ancak pay ve paydaş çoğunluğunun kararı ile açılabilir.
Paydaşlıktan çıkarma davasında pay ve paydaş çoğunluğunun kararı, dava şartıdır. Mahkeme, bu konuda itiraz olmasa bile, çoğunluk kararının bulunup bulunmadığını kendiliğinden dikkate alır. Çoğunluk kararı bulunmaması halinde, dava esasa ilişkin konular incelenmeden reddedilir. Bu nedenle, paydaşlıktan çıkarma davasının açılabilmesi için gerekli pay ve paydaş çoğunluğunun sağlanması büyük önem taşır.
Mahkemece TMK’nın 696. maddesinde paylı mülkiyette paydaşlıktan çıkartılma hali düzenlenmiş olup, bu maddeye göre davanın açılabilmesi için pay ve paydaş çoğunluğunun kararı gerekmektedir. Davaya konu taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde; arsa vasfındaki taşınmazın 1/6’şar hissesinin … , … ve… l adına, 1/2 hissesinin ise … adına kayıtlı olduğu, taşınmazın yarısına sahip olan davacının pay ve paydaş çoğunluğunun kararı olmaksızın dava açmış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davaya konu taşınmazda kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulu olmadığı ve davacının da söz konusu taşınmazın ½ hissesine malik olduğu ve 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 696. maddesine göre mahkeme kararıyla paydaşlıktan çıkarmaya dair dava açılabilmesi için pay ve paydaş çoğunluğunun sağlanmadığı anlaşılmakla yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usule ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA ….. oybirliğiyle karar verildi.
(Yargıtay 20. H.D. 2017/6425 E, 2018/3554 K, 08.05.2018 T)
Her birisi ½ hisseye sahip iki paydaşın olduğu taşınmazda paydaş çoğunluğu nasıl sağlanacaktır? İki hissedarlı taşınmazlarda paydaşlıktan çıkarma istenebilir mi?
Medeni Kanun, hisseli taşınmazlarda paydaşlıktan çıkarma davası konusunda açık bir düzenleme yapmamıştır. Bu durum uygulamada büyük bir eksiklik yaratmaktadır. Bu düzenlemenin alındığı mehaz İsviçre Medeni Kanunu’nda, iki paydaşlı müşterek mülkiyette her bir paydaşa bu hak tanınmıştır. Paydaşlıktan çıkarma davası için aranan pay ve paydaş çoğunluğunun hesabında, çıkarılmak istenen paydaşın payının dikkate alınmaması ve geri kalan paydaşların çoğunluğunun esas alınması gerektiği öne sürülmektedir. Bu yaklaşım, kanunun amacına uygun bir yorum olarak değerlendirilmektedir.
½ hisseli iki paydaşı bulunan bir taşınmazda, paydaşlardan birinin diğerine karşı açtığı paydaşlıktan çıkarma davasında, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1996/6-300 Esas ve 1996/506 sayılı kararında olayın esasını incelemiştir. Bu kararda, Hukuk Genel Kurulu, ½ hisse sahibi paydaşın açtığı davada dava şartının oluşmadığı yönünde bir görüş bildirmemiştir. Bu karardan yola çıkarak, ½ hisseli iki paydaşı bulunan taşınmazlarda her bir paydaşın dava açma hakkının olduğu sonucuna varılabilir.
Hisseli tapuda paydaşlıktan çıkarma davasında, pay ve paydaş çoğunluğunun sağlanması önemlidir ve çoğunluğun hesaplanmasında çıkarılmak istenen paydaşın payının dikkate alınmaması gerektiği görüşü, uygulamada kanunun amacına uygun bir çözüm sunmaktadır.
Paydaşlıktan Çıkarma Nasıl Uygulanır ?
Paydaşlıktan çıkarma davasının açılması ve nedenlerin haklı bulunması durumunda, mahkemenin yapması gereken işlemler kanunda belirtilmiştir.
Talep haklı görülürse, mahkeme öncelikle davalı paydaşın payını ayırma olanağını değerlendirir. Eğer bu mümkünse, mahkeme, paydaşlıktan çıkarılacak kişinin payını karşılayacak kısmı paylı mülkiyetten ayırarak bu kişiye tahsis eder. Böylece paydaş, kendi payına düşen kısımla birlikte ortaklıktan çıkarılmış olur.
Hisseli taşınmazda paydaşın payının ayrılması mümkün değilse, üç seçenek değerlendirilir:
- Diğer Hissedarlardan Birisinin Payı Devralması:
- Diğer hissedarlardan biri payı devralmak isterse, bu payı devralabilir. Bu durumda, paydaşlıktan çıkarma davası kabul edilir ve devralan paydaşın adına tescil yapılır.
- Payı Devralmak İsteyen Paydaş Bulunmaması Halinde:
- Eğer diğer hissedarlar payı devralmak istemezse, mahkeme davalı paydaşa payını üçüncü bir kişiye devretmesi için belirli bir süre verir. Bu süre içerisinde devralma gerçekleşmezse, mahkeme açık artırma yoluyla satışa karar verir.
- Verilen Süre İçerisinde Devredilmeyen Payın Açık Artırma ile Satışı:
- Mahkeme tarafından verilen süre içinde davalı paydaş payını üçüncü kişiye devretmezse, mahkeme dava konusu payın açık artırma ile satılmasına karar verir.
Paydaşlıktan çıkarılmak istenen kişinin hissesini devralmak isteyen diğer hissedarların, dava dilekçesinde bu isteklerini belirtmeleri gerekmektedir. Bu durumda, hâkim karar vermeden önce, devralmak isteyen hissedara pay değerinin ödenmesi için süre tanır. Davanın haklı bulunması ve pay değerinin ödenmesi halinde, davanın kabulü ile birlikte payın talepte bulunan paydaş adına tesciline karar verilir.
Eğer payı devralmak isteyen bir hissedar yoksa, hâkim bu sefer paydaşlıktan çıkarılmak istenen kişiye payını üçüncü bir kişiye devretmek üzere süre verir. Bu süre içerisinde devir gerçekleşmezse, mahkeme dava konusu payın açık artırma ile satılmasına karar verir.
Diğer Hak Sahiplerinin Paylı Mülkiyetten Çıkarılması
Medeni Kanun’un 697. maddesi, paydaşlıktan çıkarma hükümlerinin, pay üzerinde kurulmuş olan intifa ve diğer ayni hak sahiplerine de uygulanacağını düzenlemektedir. Bu hükme göre, bir paydaşın kendi payı üzerinde üçüncü bir kişiye sağladığı intifa gibi ayni bir hak bulunması durumunda, bu hak sahibi üçüncü kişinin bu hakkının kullanımı mahkeme kararıyla kaldırılabilir. Ancak bu işlem için belirli şartlar sağlanmalıdır:
- Hak sahibi üçüncü kişinin, kendi tavır ve tutumuyla diğer paydaşlar için ortak kullanımı çekilmez hale getirmiş olması gerekmektedir.
- Paydaşlıktan çıkarma işlemi için pay ve paydaş çoğunluğunun kararının olması gerekmektedir.
Eğer üçüncü kişiye sağlanan ayni hak devredilemezse, mahkeme bu hakkın kaldırılması için uygun görülecek bir tazminat karşılığında karar verebilir. Bu şekilde, intifa veya diğer ayni hak sahibinin haklarıyla diğer paydaşların haklarının dengelemesi sağlanabilir ve ortaklığın devamını sağlayacak bir çözüm üretilebilir.
Hisseli Tapuda Paydaşlıktan Çıkarma Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme Neresidir ?
Hisseli tapuda paydaşlıktan çıkarma davasına bakmakla görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olduğu, Yargıtay tarafından kabul edilmektedir.
Davacı taraf dava konusu 512 ada 4 parsel sayılı taşınmazda davalının paylı mülkiyet ilişkisini çekilmez hale getirdiğinden bahisle paydaşlıktan çıkarılmasını talep ettiğinden, davanın Türk Medeni Kanunun 696. maddesi uyarınca sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerekir. Mahkemece kamu düzeninden olan görev hususu re’sen gözetilerek uyuşmazlığın çözümünde sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken görevli olmayan asliye hukuk mahkemesince davanın esasının incelenip hükme bağlanması doğru değildir.
(Yargıtay 14. H.D. 2020/4125 E, 2021/1110 K, 22.2.2021 T)
Dava, paydaşlıktan çıkarma istemine ilişkindir. Birbirine benzerlik bulunan davalardan ortaklığın giderilmesi davalarında görevli mahkemeyi belirleyen kanun koyucu, paydaşlıktan çıkarma davalarında görev konusunda bir düzenleme getirmemiştir. Ancak, uyuşmazlığın çözümü için izlenecek yol ve yapılacak araştırma, hakkın ve taşınmazın paylaştırılması ve satış aşamaları açısından benzerlikler taşımakta olduğuna göre daha kapsamlı olan ortaklığın giderilmesi davalarında görevli olan sulh hukuk mahkemesinin, daha dar kapsamlı olan paydaşın ortaklıktan çıkarılması davasında da görevli olması gereklidir. Görevli mahkemenin paydaşlığın giderilmesi davalarında olduğu gibi Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunun kabulüyle davanın esasının incelenmesi gerekirken aksi görüşle görevsizlik kararı verilmesi isabetsiz olmuştur.
(Yargıtay HGK 2014/6-2408 E, 2016/797 K, 15.6.2016 T)
Hisseli tapuda paydaşlıktan çıkarma davasında yetkili mahkeme ise hisseli taşınmazın bulunduğu yer sulh mahkemeleridir.
Hisseli tapuda paydaş paydaşlıktan nasıl çıkarılır ? adlı içeriğimizin sonuna geldik. Hisseli tapuda paydaşlıktan çıkarma konusu hakkında detaylı bilgi edinmek için bize ulaşabilirsiniz.
Ücretli danışmanlık veya avukatlık hizmeti almak için Giyici Hukuk Bürosu ile iletişim kurabilirsiniz.
Avukat Gökhan GİYİCİ
GİYİCİ HUKUK & DANIŞMANLIK BÜROSU
